lördag 24 november 2018

İsveç İnsan Hakları Günlerinde Cumartesi Annelerini konuştuk


Birçok toplumsal, kültürel ve siyasi örgütün yanında, insan hakları konusunda uzmanların ve kültürel kişiliklerin katılımıyla renklenen bu yılki hakları İnsan Günleri- ‘MR Dagarna’, 15-17 Kasım günlerinde Stockholm Alvsjö Fuarında gerçekleşti.

İnsan hakları günlerinin en çok ilgi çeken semineri, bir dünya liderinin, BM Genel Sekreter Yardımcılığını yapmış, tanınmış diplomat ve eski İsveç Dışişleri Bakanı Jan Eliasson katıldığı seminer oldu. Globala Sahnesinde dinleyicileriyle buluştu. Jan, İnsan hakları konusunun BM’de nasıl uygulandığı, özellikle Genel Sekreterlik ve Güvenlik Konseyi’ne tesiri konusunda bilgi verdi. Sorulara cevap verdi.

Uluslararası Af Örgütü- Amnesty bu yıl 5 seminer verdi ve iki ayrı seminere de konuşmacı olarak katıldı. Konular, iş yerlerinde artan gayri insani yaklaşımlar, yabancı düşmanlığı, insan hakları savunucularına yönelik haksızlık ve saldırılar ve Cumartesi Annelerinin durumuyla ilgili idi. Cumartesi Anneleriyle ilgili seminerlerden ilki Türkçe ve İsveççe, ikincisi Kürtçe ve İsveççe verildi.
Türkiye ile ilgili seminerlerin yapılacağı yer, Eliasson’un konuştuğu Globala sahnesinde gerçekleşmesi sevindirici idi. Seminerle ilgili kısa bilgi Amnesty 06 Türkiye Grubu Lobi sorumlusu Farhad Jahanmihan tarafından verildikten sonra sözü Amnesty Türkiye Grubu yönetim kurulu başkanı olarak bana bırakıyordu.

İki yıldır İnsan hakları günlerine katılıp seminerler veriyor, bunun koordinatörlüğünü yapıyorum. Son 10 dakikayı soru ve cevaplara ayırıyorum. Seminerlerle ilgili notlarımı, düşüncemi paylaşıyorum.
Türkçe-İsveççe verilen seminerlerdeki dinleyici sayısı daha çok. Bunların Türkiye’deki gelişmelere ilgi göstermesi, insan haklarının gelişimi için tartışmalara katılması bizleri sevindiriyor. İsveç’teki on binlerce üyemiz gibi, bunların da Amnesty’nin politik tarafsızlığı ve insani çalışmalarına olan güveni sevindirdi.
Kürtçe-İsveççe verilen seminerlere daha çok kadınlar ilgi gösteriyor. Ülkede kalıcı barış ve demokrasinin gelişimi için Kürt kadının rolü büyük. Bu temelde onların katılımını anlamlı buluyoruz.
İsveççe verdiğimiz seminerlere ilgi daha yoğun. İsveçliler, Türkiye ile olan ilişkilere önem veriyor. Bu AB üyeliği için de geçerli. Buna paralel olarak azınlıkların insan haklarının korunması da çok önemli görülüyor.

Seminerlere hazırlık için, Amnesty ve diğer insan hakları örgüt raporları dahil olmak üzere, bulduğum kitap ve belgeleri tekrar gözden geçirdim. AİHM ve İç hukuk yoluyla devam eden adalet arayışlarını ve kararlardan notlar aldım. Özellikle 1980 sonrası ve 1993-1995’da insan haklarının ayaklar altına alındığı dönem üzerinde yoğunlaştım. Bu dönemle ilgili bazı kişileri dinleme fırsatını buldum.

1980 Askeri darbe döneminde demokrasi ve insan hakları konusunda büyük kayıplar yaşandı. Yaralar kapanmadı ve o dönemin acıları devam ediyor. 1984’te bölgede başlayan savaş ve ardından ilan edilen OHAL, köy koruculuk sisteminin getirilmesi ve korucuların birçok bölgede yasadışı suçlara bulaşması, diyalog ve çözüm yerine şiddetin yaygınlaşması sonucunda tarifi zor acılar yaşandı, birçok insan öldü. 93-95 karanlık dönemi, görülmemiş gayri insani bir boyut kazandırdı. Savaşlarda tarafların göz önünde bulundurması zorunlu olan insani kurallar, tanınmadı. Zorla kaybetmeler, yaralama ve faili meçhul ölümler yaşamın bir parçası oldu. 2014 yıllına kadar süren bir araştırmaya göre, söz konusu döneme ait 300’ün üzerinde toplu mezar ortaya çıkarıldı. Bu mezarlarda gömülen binlerce insanın cesedinden söz ediliyor.

Annelerin acıları, adalet ve hak arama etkinliklerine dönüştü. 1995 yılında Cumartesi Annelerinin barışçıl ve aynı zamanda ısrarlı yürüyüşü başlamış oldu. Bu barışçıl gösteri, yaşam hakkının koruması, işkencenin olmaması ve düşünce özgürlüğüne sahip çıkmasıyla alakalı. Bu haklar, uluslararası ve iç hukukla garanti altına alınmıştı.

Bundan dolayı Cumartesi Annelerini 2011 yılında kendi makamında ağırlayan ve onların sorunlarıyla ilgileneceğini söyleyen Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuya yaklaşımı hayli ilgi topladı, olumlu görüldü. Başkan Erdoğan’ın bu anlamlı çıkışı, toplumun birçok kesimini sevindirdi ve annelere umut verdi. Bu sürece Cumartesi Annelerini de katarak çalışmaların devam etmesi çok önemlidir, diye düşünüyorum.

Geçtiğimiz Ağustos ayında İstanbul polisinin 700. barışçıl oturumunu gerçekleştirecek olan Cumartesi Annelerine yönelik tutumu hukuk dışıdır. Annelerin insani çığlık ve etkinlikleri politik malzeme olarak kullanılmamalı. Onların barışçıl etkinliklerine polis müdahalesi son bulmalıdır.
Meclis insan hakları komisyonu denetiminde, STK’dan temsilcilerin de olduğu bir grup kurulmalı ve bu grup kayıplar konusunda derinleşmelidir. Öncelikle kayıp ailelerine yönelik tıbbi ve insani adımlar atılmalıdır.

AİHM’de ve İç Hukukta delil yetersizliği vb. nedenlerden dolayı gündeme alınmayan davalar ve bunlardan bazılarının dostane diyalogla çözümle sona ermesi, Türkiye’de kayıplar konusunda analiz yapmanın hiçte kolay olmadığını ve hassas olmamız gerektirdiğini hatırlattı. Kayıpların sayısı konusunda yanlış bilgilerin olabileceği varsayımı göz önünde bulundurma gerekiyor.

İç hukuka yansıyan davaların sonuç alıcı bir şekilde hızlanması gerekmektedir.

Konuyla ilgili olarak düşüncemizi dile getirme fırsatını veren İnsan Hakları Günleri koordinatörlerine, bizleri dinleyen misafirlere, Amnesty 06 Türkiye Grubu’na desteğiyle bizi yalnız bırakmayan Amnesty Lobi Şefi Brittis Edman’a, etkinliklerimize destek sunan değerli sinema sanatçısı Kemal Görgü’ye ve Amnesty Türkiye Grubu üyeleri Farhad Jahanmahan ve Kamal al Alawi’ye teşekkür ediyorum.

Şu gerçeği sürekli olarak vurgulamakta fayda var: Savaşın acımasızlığı herkesi vuruyor. Çatışmalı ortamda yaşamını kaybeden Kürt kökenli vatandaşlar gibi, ölen askerin ve polisin de çocuk, eş ve anaları acı çekiyor ve gözyaşı döküyorlar.  Türkiye’de Kürt sorunun barışçıl yöntemlerle ve diyalogla çözüleceğine inanıyorum. Böylesi bir çözüm yaşanan acılara son verebilir. Yaptığımız bu çalışmalarımız barışa hizmet ederse sevinir, mutlu oluruz.

Zarathustra Acat
Amnesty 06 Türkiye Grubu yönetim kurulu başkanı

fredag 19 oktober 2018

“CUMARTESİ ANNELERİ” İnsan Hakları Günlerinde


Af Örgütü İsveç bünyesinde faaliyet gösteren ‘Amnesty 06 Türkiye Grubu’ her yıl İsveç’te düzenlenen ve dünyanın birçok ülkesinden insan hakları konusunda uzman kişilerin, ilgi duyan siyasi ya da tarafsız örgütlerin katıldığı ‘İnsan Hakları Günleri’ne (MR- Dagarna) bu yıl da katılıyor.
Bu yılki insan Hakları Günleri Stockholm’de 15-17 Kasım günleri arasında gerçekleşecek. 

Konuşmacı olarak Zarathustra Acat ve Farhad Jahanmahan katılıyor. Seminer Türkçe verilecek.
Seminerlerin ana teması Cumartesi Anneleri. Bilindiği üzere 80 ve 90’lı yıllarda STK veya politikada faal birçok insan gözaltında kaybolmuştu. Bunların anneleri ve yakınları 1995 yılı itibarıyla İstanbul, İzmir, Diyarbakır ve Batman’da belirli noktalarda toplandı ve buradan sorunu devlet yetkililerine iletmeye çalıştılar. Kayıpların bulunması için yardımcı olunması istendi. 

Türkiye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2011 yılının şubat ayında, başbakan olduğu dönemde Cumartesi Annelerinden bir heyeti makamında kabul ederek çok olumlu ve umut verici açıklamalarda bulunmuştu:
‘Sizin sorununuz benim ve kabinemin sorunudur, arkadaşlarıma talimat vereceğim. Kayıplar için çalışma başlatacağım. Ben de sizin gibi mağdurum, beni de cezaevine atıp işkence ettiler.’

Kısa süre önce 700. oturma eylemini gerçekleşecek olan Cumartesi Annelerine İstanbul'da müdahale edildi. Diyarbakır, Batman ve İzmir’de Cumartesi Annelerinin yapacağı barışçıl oturumlarına kısıtlama getirildi.

Karşılıklı diyalogu güçlendirip, endişeli bekleyiş ve üzüntü verici çekişmeler yerine, umut kapılarını zorlamak ve insani çözümler üretmek için ne yapılmalıdır? 

Älvsjömässan’daki İnsan Hakları Günlerine sizleri de bekliyoruz.

lördag 19 maj 2018

Af Örgütü”nün ‘’2018 Büyük Aktiviteler Ödülü’’ Amnesty Türkiye Grubu’na verildi




Amnesty 06 Türkiye Grubu, bir yıl içinde iki büyük ödül aldı:

. ’Aktivist Ödülü’ Şubat ayında yapılan Amnesty Stockholm bölge kongresi tarafından belirlenip bizlere verilmişti.


. Af Örgütü İsveç’in en büyük ödülü olan ’2018 Büyük Aktiviteler Ödülü’nü de mayısın ilk haftasında yapılan Amnesty İsveç’in yıllık olağan kongresi tarafından grubumuza verildi.

BAŞARI TAVIR VE DURUŞUMUZDADIR

AF Örgütü raporları ve prensipleri çerçevesinde Türkiye’deki gelişmeler ışığında etkinliklerimize yön vermek, herkesin korku ve endişe içinde olduğu bir zamanda hiçte kolay değildi. Örgütümüz, dün olduğu gibi, bugünde ülke içinde haksızlığa uğrayanların sesi olmaya çalıştı. Bunu yaparken, ülke gerçeğinden yola çıkıldı. Bugünün mağduru dinlenirken, dün oynadığı olumlu ya da olumsuz rolü unutulmadı.  

Yıl içinde Türkiye’de insan hakları konulu birçok seminer düzenlendi, tanınmış konuklar görüşleriyle renk kattı. Yaptığımız etkinlikler, yürüyüş ve kampanyalara destek arttı. Lobby çalışmalarında, politikacı ve diplomatlarla değişik konular masaya yatırıldı, tartışıldı.
Platformlarımız, diyalog ve toleransı esas aldı ve barışçıl yaklaşımlarla sorunlara çözüm aradı ve uygulanabilir önerilerini sundu. Etkinliklerimiz İsveç, Türk ve Kürt medyasına taşındı, konuşuldu. Diyaloğumuzu yıl içinde birçok insani ve toplumsal örgütlerle geliştirdik. Dialog ve görüşmelerin Türkiye makamlarıyla da yapılması ve geliştirilmesi önemine değindik ve önerilerimiz olumlu cevap aldı.

Amaç birilerini eleştirmek, siyasi ve inançsal düşüncelere yaranmak değildi. Ülke çok kültürel ve inançsal bir yapıya sahip. Birliktelik için karşılıklı saygı ve toleransın önemini öne çıkarmaya çalıştık. Kürt sorunun şiddetle değil, görüşmeler yolu ve diyaloğla çözümünün en akılcı yol olduğuna değindik. Türkiye’deki insan haklarını korumak, ülke vatandaşları için önemli olduğuna vurgu yaptık ve bunun yaşamın bir parçası haline gelebilme konusundaki çalışmalara katkı yapabilmeye açık olduğumuzu belirtmeye çalıştık. Bu bilinçle yola çıktık, çabaladık. Ve ödüllendirildik.

Demokrasi ve insan hakları konusundaki mücadelemiz devam ediyor. Bunu yaparken sürekli olarak insan hakları sözleşmelerini esas alarak, vijdanımızın sesine kulak vereceğiz. Önümüzdeki dönemde, özellikle kadın haklarının korunması konusunda daha çok çaba gösterilecektir.
Bu ödülde bizi destkeleyen ve yanımızda olan tüm dostlarımızın payı var. Sizlere, Amnesty’nin tüm gönül dostlarına, Amnesty İsveç’e ve grup üyleri dostlarım, Stig, Kamal, Farhad, Luisa, Arin, Ada, Elias, Filippa ve Khaleda’ya teşekkür ediyorum.

Zarathustra Acat
Amnesty 06 T
ürkiye Grubu yönetim kurulu başkanı

onsdag 25 april 2018

Af Örgütünün Türkiye’nin Stockholm Büyükelçiliği ziyareti



Amnesty 06 Türkiye Grubu, Türkiye'de Kürt sorunun diyalog ve barışçıl çözümlerle çare bulunmasından yana. Bizler, ülkeyi karanlığa sürükleyen askeri darbelere karşıyız. Türkiye'de insan haklarının yaşamın bir parçası haline gelmesine ve ülkede demokrasinin gelişimine önem veriyoruz. Af Örgütü'nün Türkiye ziyaretlerini, örgütün raporlarına dayalı kampanyalara destek verilmesi gerekliliğine inanıyoruz. Sorunların yetkililerle konuşulmasını önemli görüyoruz. Bu anlamda Türkiye makamlarıyla insan hakları konularının konuşulması ve diyalogun canlı tutulmasının şart olduğunu düşünüyoruz.
Geçtiğimiz Mart ayının başında, Amnesty İsveç sekreterliğine, Türkiye’de insan haklarının gelişimi ve Taner Kılıç'ın durumunu görüşmek için Türkiye'nin Stockholm Büyükelçiliği'nden randevu talep edilmesi önerisinde bulunduk.

23 Nisan günü 3 kişiden oluşan Amnesty heyeti, Türkiye Büyükelçiliğini ziyareti etti. Türkiye Stockholm Büyükelçisi H. Emre Yunt bizleri makamında kabul ederek, sıcak karşıladı, kahve ikram etti. Af Örgütü heyetinde, Amnesty Politika Direktörü Brittis Edman, Amnesty Bireysel Dava ve Sorunlardan Sorumlu Andrea Bodekull, Amnesty 06 Türkiye Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve Amnesty Stockholm Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zarathustra Acat bulunuyordu. Edman ve Bodekull Türkiye'de insan hakları konusuna değindi, Amnesty Türkiye Başkanı Taner Kılıç'ın davasıyla ilgili istem ve sorularını iletti. Acat ise Amnesty 06 Türkiye Grubu hakkında bilgi verdi.
Büyükelçi Yunt, Türkiye ve AB ilişkileri konusunda yetkin bir kişi. Kendisi AB Müzakere Dairesinde Daire başkanlığını yapmıştır. Ayrıca AB Ekonomik Ilişkiler Dairesinin Başkanlığını yapmış, dış ilişkiler ve diyalog konusunda tecrübeli birisi. Yunt, 2017 yıl sonunda Türkiye'nin Stockholm Büyükelçiliğine atanmıştı. Kendisi, ziyarette bulunan Af Örgütü heyetinin konuşma ve istemlerini sabırla dinlemiş, sorularına cevap vermiştir. Ziyaret olumlu geçmiştir.

tisdag 24 april 2018

AF ÖRGÜTÜ’NÜN TÜRKİYE ilE İLGİLİ SEMİNERİNDE DİYALOG VE BARIŞIN ÖNEMİNE DEĞİNİLDİ



Amnesty 06 Türkiye Grubu 21 nisan günü, Af Örgütü’nün 2017-18 yıllık raporunun yayınlanması münasebetiyle Türkiye’de insan haklarının gelişimi konusunda önemli bir seminer düzenledi. Seminere Palme Center’den Türkiye Programı Sorumlusu Helin Şahin, İsveç Kurdistan Dernekleri Federasyonu Başkanı Keya İzol, İnsan Hakları Örgütü CHAK İsveç Başkanı Azad Heyder , tutuklu HDP Milletvekili Gülser Yıldırım’ın kardeşi Newroz Yıldırım, Center Parti milletvekili ve meclis dış ilişkiler komisyonu üyesi Kerstin Lundgren, Sosyal Demokrat Parti Merkezi Uluslararası Sekreter Vekili Evin İncir, Miljö Partisi milletvekili Pernilla Stålhammar, Stockholm Belediyesi Demokrasiden Sorumlu Başkanı Sol Parti’den Ann-Margethe Livh konuşmacı olarak katıldı. Kemal Görgü, monoloğu ve Gürsel Dayan sazı ve sözü ile renk kattı. Katılımcılara öğlen yemeği ve tatlı ikram edildi.
Yıllardır insan haklarıyla ilgileniyor, bununla ilgili toplantılara katılıyor, görüş alışverişinde bulunuyor ve insan hakları çerçevesinde etkinlikler düzenliyoruz. İsveç’in insani ve toplumsal örgütlerinin yanında, siyasi parti temsilcilerinin Türkiye ile ilgili değerlendirme ve analizlerinde de öne çıkan noktalara işaret etmek ve bunun paylaşılmasını önemli görüyorum. Seminer katılımcılarının da zaman zaman işaret ettikleri bu noktaları sizinle paylaşmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Katılımcıların da işaret ettikleri noktalardan yola çıkarak, seminerle ilgili notlarımı paylaşıyorum.

Askeri darbeyi yapanlara destek şüphesiyle on binlerce kişi işten uzaklaştırıldı. Darbeyle ilişkisi olmayan suçsuz kişilerin işine dönebilme süreci hızlandırılmalıdır. Hukukun üstünlüğü esası temelinde mağdurlara yardım ve gerekli kolaylıklar sağlanmalıdır.

Sokağa çıkma yasaklarının yaşadığı dönemde göçen ve göçmen durumuna düşen, evleri yıkılan ve eşyalarına zarar gelen yaklaşık 500 bin mağdurun sorunlarının çözümüne hız verilmeli. Zararları tespit edilmeli, giderilmelidir. 
Türkiye’de insan hakları konusunda kaygı verici gelişmeler olmaktadır. Durumun düzelmesi için İsveç’te de etkinlikler yapmak ve konuyu tartışmak önemli. Bu yapılırken diyalog yollarının açık tutulması şart. Türkiye’de insan hakları konusunda gelişmelerin olumlu yönde başlamasıyla, Türkiye’nin AB üyelik sürecinin canlandırılması bir diğer önemli husus.

Türkiye yeni bir seçime hazırlanıyor, bu İsveç’te siyasi ve insani çevrelerinin ilgisini çekiyor, yakından takip ediliyor. Böylesi önemli bir sürece AKP ile diyalogları olan parti temsilcileri dolaylı yol ve diplomatik dil ile mesaj veriyor. Seçilmiş HDP milletvekilli ve yerel yöneticilerin serbest bırakılması, seçimlerin demokratik olması ve diyalog yolunun yeniden açılması açısından önemine dikkat çekiliyor.
Seminer katılımcılarının analizleri yer yer düşündürdü. Lobi çalışmaları ve dostluğun kendine has bir dili ve hassasiyeti var. Kürtlerin insan hakları ve ülkede demokrasinin gelişimi için İsveç’te yapılan etkinlik ve çalışmalara işaret ediliyor. Açık söylenmeyen ancak anlaşılması güç olmayan bir noktaya ısrarla işaret etmek gerekir. Kürtlerin şiddet dışında, siyasi ve insani mücadele yöntemlerini geliştirmesi ve bu konuda derinleşmesi lazım.

Amnesty ve diğer insani örgüt raporlarında Türkiye’de son gelişmeler ele alındığında ’arka plan’ başlığı altında bugüne nasıl gelindiği konusunda temel bilgiler veriliyor. AKP hükümeti ile başlayan barış ya da diğer adıyla ’çözüm sürecinin önemine değiniliyor. Sonrasında başlayan olumsuz gelişmelerin temelinde, çözüm süreci boyunca yaşanan olumsuzlukların olduğuna dikkat çekiliyor.
Kürt tarihi, hataları tekrar etmekle ve fırsatları kaçırmakla dolu. Kürtler, savaş kadar barış süreçlerini geliştirmek konusunda ısrarlı olmalı. Yıkım getiren savaşlardan daha çok, barış ve çözüm sürecinin gelişimi için derinleşmeli. Kırılan güvenin bir günde tamiratı mümkün olmadığı, konunun hasas olduğu hatırda tutmalı. Tıkanmaya yol açan sorunlar için uygulanabilir perspektifler sunma önemli. Süreci olumlu yönde geliştirebilen perspektivler üzerinde derinleşme, bu konuda tecrübesi olanlara ulaşma, insani müdahale ile sürece saygınlık kazandırma unutulmamalı. Yeni bir çözüm sürecinin başlaması önemli. Bunun gerçekleşmesi için umutlu ve hazırlıklı olmak lazım.

Bölgede süren savaşın getirdiği yıkım ve acıların bitmesi için umutla çalışma insan hakları savunucularının görevi. Olumsuz gelişmelere, eleştirisel yaklaşmaya devam edeceğiz. Bu eleştirilerimiz, iktidarı ve gücü elinde bulundurup, insan haklarını göz önünde bulundurmayan her kesime yönelecektir. Olumlu eleştirilerimizin yanında uygulanabilir tavsiye ve önerileri sunmanın hayati önem taşıdığının bilincindeyiz.
Önümüzdeki süreçte Amnesty’nin gönül dostlarıyla birlikte diyalogun önemini öne çıkarmak, barış ve insani çözümlerde ısrar etmek ve demokrasinin gelişimi için daha fazla çaba göstermek bizler için kaçınılmaz bir görev olacak.

Barış ve insan haklarının korunmasından yana ağırlığını koyan gönül dostlarımızın da katılımıyla gerçekleşen seminerimize katkı sunan ve gelen herkese teşekkür ediyoruz. Amnesty İsveç’in, Amnesty 06 Türkiye Grubuna güvenlerinden dolayı teşekkür ederiz. 21 Nisan 2018, Stockholm

Zarathustra Acat
Amnesty 06 Türkiye Grubu Yönetim Kurulu Başkanı
Amnesty Stockholm Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

fredag 13 april 2018

İdil Eser Af Örgütü İsveç Şubesi'nin kongresine konuk oluyor


Af Örgütü Türkiye Direktörü İdil Eser, insan hakları alanındaki çalışmasıyla tanınan değerli bir kişilik. Kısa bır süre önce tahliye olması sevindirici ve olumlu bir gelişme. Dünyada ve ülkemizde sevilen Eser'in, Af Örgütü İsveç Şubesi'nin yıllık olağan kongresine konuk edilmesi yönündeki 'Amnesty 06 Türkiye Grubu’nun önerisi olumlu görüldü.

Bu öneriye evet dediği için değerli İdil’e, önerimiz doğrultusunda karar alan İsveç Amnesty yönetimine teşekkür ediyoruz.

Hoş geldiniz değerli İdil. Seni aramızdan görmekten sevinçliyiz.

lördag 31 mars 2018

İsveç Öğretmenler Federasyonu’nun akşam teması: Türkiye’den yurtdışına göçen öğretmenlerin durumu



İsveç Öğretmenler Federasyonu-Uluslararası Grubu 28 mart akşamı düzenlediği Türkiye ile ilgili seminer önemliydi. Seminerin ana konusu, başarısız askeri darbe sonrasında öğretmen ve akadisyenlerin karşılaştıkları sorun ve zoruklar idi. Seminere Erhan Bayram konuşmacı olarak katıldı. İşten çıkarılmış 4 eğitim görevlisi neden işten uzaklaştırıldıkları konusunda yaşadıklarını anlatıllar ve sorulara cevap verdiler.

Erhan, Eğitim Sen’de görevliydi. Ülkenin güneydoğusunda sorunların barış yoluyla çözümlemesini isteyen yüzlerce eğitimci gibi, o da barışçıl bir bildiriye imza koymuştu. Sonuç, birçok insanın işinden olmasıyla souçlandı. Gözaltılar ve cezalar gündeme geldi.

Türkiye’de eğitimcilerin karşılaştığı zorluklar ve haklarında açılan davalarla ilgili anlatımlarla dolu tema akşamı ilgi çekiciydi. Uluslararası Grubun misafirlere karşı sıcaklığı ve Amnesty’den katılan bizlerin dostluk ve sıcaklıkla karşılanması, akşam yemeğine davet edilmemiz hoştu. Yemek masasında Türkiye’de insan hakları konuşuldu. Bizleri dostlukla karşılayan değerli Uluslararası Grup yönetiminden Anders Johansson’a ve federasyonun diğer yetkililerine teşekkür ederiz. Verdiğı bilgiler için Erhan ve diğer katılımcılara teşekkür ederiz.